Hatay’da düzenlenen COP31 zirvesinde, şehirlerin iklim değişikliği karşısındaki dayanıklılığını artırmak için belirlenen stratejiler açıklandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, dört ana stratejik öncelik belirlendi. Bu öncelikler, şehirlerin gelecekteki iklim krizlerine karşı hazırlıklı olmasını hedefliyor.
Toplantı, COP31 sürecinin önemli bir parçası olarak, şehirlerin dayanıklılığına dair dünya genelinde bir rehber niteliğinde olan Hatay Deklarasyonu’nun hazırlanmasıyla sonuçlandı. Bu belge, iklim değişikliği ile mücadelede şehirlerin nasıl bir yol haritası izlemesi gerektiğine dair önemli ipuçları sunacak.
Binaların Emisyonlarını Azaltmak İçin Yatırım Gereksinimleri
Bakan Murat Kurum, toplantıda şehirlerin iklim değişikliğine karşı dirençli hale gelmesi için ilk stratejik önceliğin binaların yaşam döngüsü boyunca emisyonların azaltılması olduğunu ifade etti. Bu bağlamda, 2030 yılına kadar yıllık yaklaşık 1 trilyon dolarlık bir yatırım yapılması gerektiği vurgulandı. Bu yatırım, binaların çevresel etkilerini azaltmak ve daha sürdürülebilir yaşam alanları oluşturmak amacıyla hayata geçirilecek.

Ayrıca, bu durumun sadece Türkiye için değil, küresel bir ihtiyaç olduğuna dikkat çekildi. İklim değişikliği ile mücadele için atılacak adımların, tüm ülkelerin ortak çabaları ile desteklenmesi gerekmekte. Bu nedenle, uluslararası işbirlikleri ve finansal destek mekanizmaları önemli bir yer tutacak.
Yeşil Bina Sertifikasyon Sistemlerinin Önemi
İkinci stratejik öncelik olarak, yeşil bina ve yerleşim sertifikasyon sistemlerinin yaygınlaştırılması ön plana çıktı. Kurum, bu sistemlerin mevcut durumunun yetersiz olduğunu belirtti. Küresel ölçekte 120 milyon metrik ton karbon emisyonunun önlenmesine katkı sağlayacak bu sistemlerin daha geniş bir kapsama ulaşması gerektiği ifade edildi.
Yeşil bina sertifikasyon sistemleri, binaların çevresel etkilerini azaltmaya yönelik standartlar sunarak, inşaat sektöründe sürdürülebilir uygulamaların benimsenmesine teşvik edici rol oynamaktadır. Bu sistemlerin yaygınlaştırılması, hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli katkılar sağlayacaktır.
Kentsel İklim Finansmanı ve Altyapı Standartları
Üçüncü strateji ise kentsel iklim finansmanının artırılması ile ilgilidir. Bakan Kurum, kentsel iklim finansmanının yüzde 69’unun yerel kaynaklardan sağlandığını, uluslararası finansmanın ise yalnızca yüzde 2 seviyesinde kaldığını belirtti. Bu durum, daha kapsayıcı ve sürdürülebilir finansman modellerinin geliştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Dördüncü öncelik olarak sunulan dirençli altyapı ve bina standartlarının, enerji tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltabilecek potansiyele sahip olduğu ifade edildi. Bu standartların uygulanması, hem enerji verimliliği hem de maliyetlerin düşürülmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Hatay Deklarasyonu: Küresel Bir Rehber Olacak
Toplantı sonunda açıklanan Hatay Deklarasyonu, COP31 sürecinde şehirlerin dayanıklılığı konusunda dünya genelinde yön belirleyen bir belge olacağı bildirildi. Bakan Kurum, bu önceliklerin ulusal hedeflerin ötesinde, COP sürecinin kaçınılmaz gereklilikleri olduğunu vurguladı. “Artık mesele niyet değil, uygulamadır; söz değil sonuçtur” dedi.

Hatay’ın yaşadığı deprem felaketinin ardından yeniden inşa sürecinin, uluslararası düzeyde bir referans kaynağı oluşturduğunun altını çizen Kurum, bu modelin diğer ülkeler için de örnek teşkil edebileceğini ifade etti.
Uluslararası Temsilciler ve Hatay Modelinin Değerlendirilmesi
Toplantıya katılan uluslararası bakanlar ve kuruluş temsilcileri, Hatay’da yürütülen yeniden inşa çalışmalarını ve kentsel toparlanma modelini takdirle karşıladı. BM Türkiye Mukim Koordinatörü Babatunde A. Ahonsi, Hatay’ın entegre ve kapsayıcı kentsel toparlanma konusundaki başarısını vurgulayarak, bu modelin Antalya’daki COP31 eylemlerine dahil edilmesi gerektiğini belirtti.
Arnavutluk Çevre Bakan Yardımcısı Genti Gazheli, iki yıl gibi kısa bir sürede gerçekleştirilen çalışmaları “mucize” olarak tanımladı ve bu başarının diğer ülkelerde imkansız olabileceğini aktardı. Gambiya Çevre Bakanı Rohey John Manjang, Türkiye’den birçok şey öğrendiklerini ifade etti. Ayrıca, BM Afet Riskini Azaltma Ofisi Başkan Yardımcısı Sebastien Penzini, Hatay’daki çalışmaların sadece yeniden inşayı değil, sürdürülebilir bir geleceğin inşasını temsil ettiğini kaydetti.
💬 Yorumlar (0)