Tunceli’de 2020 yılında kaybolan Gülistan Doku ile ilgili soruşturma, yeni gelişmeler ışığında bambaşka bir boyuta taşındı. 2026 yılında ortaya çıkan deliller, olayı kasten öldürme dosyasına dönüştürdü. Firari şüpheli Umut Altaş’ın babasıyla yaptığı şantaj yazışmaları ve ağabeyinin itirafları, bu cinayet davasının ne denli karmaşık ve korkunç olduğunu gözler önüne serdi.
Gülistan Doku’nun kaybolması, Tunceli’de büyük bir infial yaratmıştı. Uzun süredir devam eden soruşturmalarda, yeni delillerin ortaya çıkması sonucu olayın cinayet boyutuna evrilmesi, kamuoyunun dikkatini yeniden bu davaya çekti. Özellikle Umut Altaş’ın babasına gönderdiği şantaj mesajları, cinayetle ilgili yeni bir sayfa açtı.
Umut Altaş’ın Şantaj Mesajları
Meksika üzerinden ABD’ye kaçtığı belirlenen Umut Altaş, kırmızı bültenle aranan bir isim. 9 Ocak 2026 tarihli mesajlaşmalarında, babası Celal Altaş’a 9 bin dolar talep ederek, “Bugün para gelmezse savcı hanımı arar, her şeyi anlatırım” dediği ortaya çıktı. Bu mesaj, hem bir şantaj niteliği taşıyor hem de cinayetle ilgili korkunç sırların açığa çıkabileceğini gösteriyor.

Umut Altaş’ın, babasının “Haberin var o zaman” yanıtına verdiği tepki ise dikkat çekici. “Ötecem lan her şeyi. Göreceksiniz dünya kaç bucak” ifadesi, bu durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Bu tür yazışmalar, Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardındaki gerçekleri aydınlatma umudunu artırıyor.
Sidar Altaş’ın İtirafları
Umut Altaş’ın ağabeyi Sidar Altaş, kardeşinin cinayet işlediğine dair yaptığı itiraflarla dosyadaki en sarsıcı iddialardan birine imza attı. Sidar Altaş, “Kız hamile kaldı, aldırmak istemedi, ben de kafasına sıktım” diyerek, olayın seyrini değiştiren bir bilgi verdi. Bu itiraf, dosyadaki infaz şüphesinin güçlenmesine neden oldu.
Sidar’ın açıklamaları, Gülistan Doku’nun cinayetinin yalnızca bir cinayet değil, aynı zamanda bir organize suç olduğunu da ortaya koyuyor. Bu tür itiraflar, cinayet soruşturmasının ciddiyetini artırıyor ve adaletin yerini bulması adına önemli bir adım teşkil ediyor.
12 Kişilik Operasyon ve Tutuklamalar
Tunceli Başsavcısı Ebru Cansu tarafından yürütülen geniş çaplı soruşturma sonucunda, eski Vali Tuncay Sonel ve oğlu Mustafa Türkay Sonel’in de aralarında bulunduğu 12 kişi tutuklandı. Bu kişiler, “kasten öldürme” ve “delilleri karartma” suçlamalarıyla yargılanıyor. Bu tutuklamalar, Gülistan Doku davasında yeni bir dönemi başlatmış durumda.
Gizli tanık “Şubat”ın beyanları, Mustafa Türkay Sonel ve Umut Altaş’ın Gülistan Doku’ya yönelik ciddi suçlar işlediğine dair deliller sunuyor. Bu ifadeler, olaya karışan diğer şahısların da tespitini kolaylaştırmakta ve adaletin sağlanması adına umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Umut Altaş’ın Kaçış Planı
Mesajların yanı sıra, dosyada yer alan veriler, Umut Altaş’ın yurt dışına kaçış planlarını da ortaya koyuyor. 2022 yılında Meksika üzerinden ABD’ye geçtiği belirlenen Altaş, şu an Virginia eyaletinde yaşıyor. Adalet Bakanlığı, Altaş’ın iadesi için diplomatik süreçleri hızlandırmaya başladı.
Umut Altaş’ın babasıyla yaptığı 150 bin dolarlık para trafiği de soruşturmanın önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu durum, kaçış sürecinde başka kişilerin de rolü olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor. Savcı Ebru Cansu’nun tespitleri, olayı daha da derinleştiriyor ve yaşananların arkasındaki karanlık bağlantıları aydınlatmaya çalışıyor.
Gülistan Doku’nun kaybolması ve sonrasında yaşananlar, sadece bir kayıp vakası değil, aynı zamanda organize bir cinayet planının da ortaya çıkmasına neden oldu. Savcılığın titiz çalışmaları, Gülistan Doku’nun yalnızca kaybolmadığını, aynı zamanda organize bir şekilde ortadan kaldırıldığını gösteriyor. Kamuoyunun bu konudaki hassasiyeti, adaletin yerini bulması adına büyük önem taşıyor.
💬 Yorumlar (0)