Gelibolu, tarihi boyunca birçok önemli olayın merkezi olmuş bir yer. Ancak son günlerde yapılan bir keşif, bu toprakların geçmişine dair yeni bir parça daha ekledi. Çanakkale Savaşları sırasında Mustafa Kemal Atatürk’ün, 57. Alay’a verdiği ve tarihe geçen o meşhur emir, 111 yıl sonra tekrar gündeme geldi. Bu emir, yalnızca bir askeri talimat değil, aynı zamanda Türk milletinin azmi ve fedakarlığını simgeliyor.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” ifadesi, bu dönemin ruhunu en iyi yansıtan sözlerden biri olarak hafızalarda yer etmiştir. Ancak Atatürk’ün 57. Alay’a verdiği ikinci emir, bu ifadenin arka planında yatan stratejik düşünceyi ve cesareti gözler önüne seriyor. 4 Haziran 1915’te yaşanan olaylar, savaşı kazanmak için verilen mücadelenin ne denli büyük olduğunu gösteriyor.
57. Alay’ın Hayati Mücadelesi
Çanakkale Kara Savaşları sırasında, 4 Haziran 1915 gecesi yaşanan çatışmalar, savaşın seyrini değiştiren kritik anlardan biriydi. İtilaf Devletleri’nin Arıburnu’ndaki Anzak Kolordusu, gece karanlığını kullanarak 57. Alay’ın elindeki 31 ve 32 numaralı stratejik siperleri ele geçirdi. Bu durum, Türk cephesi için son derece tehlikeli bir gelişmeydi. 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, durumu hemen değerlendirdi ve cephe hattının yarılmasını önlemek için yeni bir emir yayınladı.

Atatürk’ün 27. Alay Kumandanlığına yazdığı emir, savaşın gidişatını değiştiren bir belge olmuştur. Bu emirinde, düşmanın siperleri işgal ettiğini belirten Atatürk, “kâmilen mahv olarak siperlerin istirdâdını emrettim” diyerek askerlerine mücadele etmeleri için cesaret vermiştir. Bu emir, sadece bir talimat değil, aynı zamanda bir inanç, bir azim ve bir fedakarlık örneğidir.
Çatışmanın Gidişatı ve Zafer
Emrin ardından, 57. Alay ve komşu 27. Alay, ortak bir harekât başlattı. Gece boyunca süren çatışmalar, Türk askerlerinin cesareti ve kararlılığı ile birleşince, Anzak askerleri büyük bir direnişle karşılaştı. Türk bombacıları, siperlere yaklaşarak süngü hücumuyla düşmanı etkisiz hale getirdiler. Bu saldırı, Türk askerlerinin ne denli azimli olduğunu gösteren bir dönüm noktasıydı.
5 Haziran sabahı saat 07.20’de siperlerin geri alınmasıyla birlikte, dehlizlerde 8 saat boyunca mahsur kalan Türk askerleri de kurtarılmış oldu. Bu zafer, yalnızca bir askeri başarı değil, aynı zamanda Türk milletinin azmi ve kararlılığının bir sembolü haline geldi. Çanakkale Savaşları, Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olarak anılmaya devam ediyor.

Tarihin Altın Harfleriyle Yazılan Başarı
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi İsmail Sabah, bu olayın tarihsel önemine dikkat çekiyor. Sabah, “31-32 nolu siperler, Arıburnu Cephesi’nin merkezi olduğu için kaybı, cephenin yarılması demekti” ifadeleriyle durumun ciddiyetini vurguluyor. 57. Alay, bu kritik durumda ikinci kez ölme emri alarak, büyük bir başarıya imza atmış ve adını tarihe altın harflerle yazdırmıştır.
Bu olay, sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda Türk milletinin birlik ve beraberlik içinde hareket etmesinin bir örneği olarak da öne çıkıyor. Savaşın zor şartları altında gösterilen cesaret, fedakarlık ve dayanışma, Türk tarihinin en önemli değerlerinden biridir. Gelibolu’da yaşanan bu keşif, her bireyin geçmişiyle barışık olmasının ve tarihini bilmesinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.
💬 Yorumlar (0)