Dijital çağ, yaşam tarzımızı köklü bir biçimde değiştirdiği gibi ruh sağlığımız üzerinde de derin etkiler bırakmaktadır. Özellikle son yıllarda artan sosyal medya kullanımı, insanların psikolojik durumunu etkileyen önemli bir faktör haline gelmiştir. Üsküdar Üniversitesi’nde düzenlenen 8. Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi, bu konulara dikkat çekmek ve dijitalleşmenin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini irdelemek amacıyla gerçekleştirildi.
Kongre Teması: Dijitalleşen Dünyada Anlam Arayışı
Kongrede, “Dijitalleşen Dünyada Anlam Arayışı” teması ele alındı. Bu tema, insanın dijitalleşmenin getirdiği değişimlerle nasıl bir anlam arayışı içinde olduğunu sorgulamaktadır. Akademisyenler ve uzmanlar, ruh sağlığını etkileyen faktörler üzerinde durarak, dijital dünyanın insan psikolojisi üzerindeki yansımalarını masaya yatırdılar. İki gün süren kongre boyunca bilimsel sunumlar ve atölye çalışmaları ile katılımcılara farklı bakış açıları sunuldu.
Dijitalleşmenin getirdiği sosyal izolasyon ve yalnızlık duygusu, ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Katılımcılar, sosyal bağların önemine vurgu yaparak, insan ilişkilerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladılar. Bu süreçte, bireylerin kendilerini ifade edebilecekleri platformların önemi de dile getirildi.

Narsisizm ve Ruh Sağlığı İlişkisi
Kongrenin açılış konuşmasını üstelik Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan yaptı. Tarhan, dijital çağda narsisizmin artış gösterdiğini ve bu durumun bir pandemiye dönüştüğünü belirtti. Bu tür bir artışın, özellikle gençler arasında suç ve şiddet oranlarını artırabileceğini ifade etti. Tarhan, dijitalleşmenin insanların anlam arayışını daha kritik hale getirdiğini vurguladı.
“21. yüzyılın ‘Bilgelik Yüzyılı’ olması gerektiğine inanıyorum. Bu süreçte pozitif psikolojinin önemi büyük.” diyen Tarhan, bireylerin bu dönemde kendilerini geliştirebilmeleri için pozitif bir yaklaşım benimsemeleri gerektiğini belirtti.
Pozitif Psikolojinin Önemi
Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, pozitif psikoloji kavramının yanlış anlaşılmaması gerektiğine dikkat çekti. Güngör, “Pozitif psikoloji, yüzeysellik değildir. Asıl mesele, pozitif olan için ne yapmalıyız?” diyerek, bireylerin zorluklarla başa çıkabilmeleri için pozitif bir bakış açısına sahip olmalarının önemini vurguladı.

Güngör, tarih boyunca her yüzyılın başlangıcında bir kaos yaşandığını ve bu durumun insanlık için dönüşüm süreci olduğunu ifade etti. Pozitif psikolojinin bu dönüşümde nasıl bir rol oynayabileceği üzerine düşünmenin önemli olduğunu söyledi.
Sosyal Bağların Önemi ve Sağlık Riski
Kongrenin onur konuğu olan Prof. Dr. David Baron, sosyal bağların ruh sağlığı üzerindeki etkilerine vurgu yaptı. Baron, sosyal izolasyonun, günde 15 sigara içmeye eşdeğer bir sağlık riski taşıdığını belirtti. Sosyal bağların güçlendirilmesinin, bireylerin ruhsal iyilik hallerini artıracağını ifade etti.
Baron, insanın sosyal bağ kurduğunda iyileştiğini ve geliştiğini belirterek, sosyal izolasyonun uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini açıkladı. Bu noktada, bireylerin sosyal ilişkilerinin güçlendirilmesi gerektiği konusunu tekrar gündeme getirdi.
Kongrede yapay zeka, sosyal izolasyon, yalnızlık ve psikolojik dayanıklılık gibi konular da farklı başlıklar altında ele alındı. Atölye çalışmaları ve panellerle katılımcılara hem teorik hem pratik bilgiler sunuldu.
💬 Yorumlar (0)